Canlılar Arası İletişim: Bölüm 1, Canlıların Çoğunun İki Göz, Burun Ve Ağız Yerinin Aynı Olması

insan ırkı

Hiç durup yaşamı düşündünüz mü ? Öyle ayrıntılar var ki insanı düşünceler arasında oradan oraya savuruyor. Bir an durup düşünün, insan, maymun, köpek, kedi, ayı, vs vs. Bu saydıklarım her ne kadar memeliler olsa da aslında diğer tüm canlılar arasında benzerlikler var. Genel olarak tüm canlıları tasvir edersek, tek kafa, aynı izada olmak üzere sağda solda ve iki göz ve kulak, bunların aşağısında burun ve daha aşağıda ağız var diyebiliyoruz.

Bu ilginç benzerlik, aslında üzerinde uzun uzun düşünülebilecek çok ilginç bir konu. Elbette bunun hep bilimsel hem dini açıklamarı var fakat ben sizi daha farklı bir açıdan bakmaya çağırıyorum. İnsanın hayvana yaptığı zulmü düşünün, insanın herkese ait olan gezegeni nasıl da mahvettiğini düşünün.

Bölüm 1: Önce Etrafı Fark Edelim

Fabrikalar havayı ve suyu kirleterek dünyayı yok ediyor. Kendi haline yaşayan bir ekosistemin kökünü kurutabiliyor. Peki bu hakkı bizlere kim verdi? Biz neyin parasını kime ödeyerek bu lanet yok edilişin bedelini ödeyebiliriz ? Kaç ayı ile konuşup özür dileyebiliriz ki ?

Ben herkesi düşünmeye davet ediyorum. Günlük yaşam ve şehir sisteminin zorunlulukları altında stres ile yaşayıp ömrümüzü hızlıca tüketmeye zorlanıyoruz ama bir durun ve etrafa bakın, aynada gördüğünüz simadan dünyada 7 milyar tane var ve aynı şekilde dizayna sahip milyarlarca daha canlı var. Ben bazı örneklerle daha somut konuşmak istiyorum. Aşağıdaki resimlere bir bakar mısınız ?

köpek

İşte bir köpek…

yavru ayı

İşte bir ayı…

yavru inek

Yavru bir inek veya tosun…

yavru maymun

Yavru bir maymun…

 Belkide çoğunuz iyide bunlar hep memelilerin örnekleri tabiki benzeyecek diyorsunuz. Ben bundan biraz daha fazlasından bahsediyorum, tüm canlılardan bashediyorum. Ufkunuzu genişleterek bakmanızı istiyorum. Aklın düşünebileceği en büyük olguların arasında evrensel bir ruhu idrak etmenizi istiyorum. Bazı resimler ile daha devam etmek istiyorum.

balık yüzü

Bir balık…

timsah

Bir timsah…

bir sinek

Bir sinek…

 Yazının başında söz konusu olan benzerlik en kötü ihtimalle sağda ve solda iki göz ile biraz aşağıda bir ağız benzerliği hemen hemen tüm canlılarda bulunmakta. Bu denli bir benzerlik, bunun sayısız örnekleri ile birleştiğinde belki evrim teorisini destekliyordur belki de tanrının varlığını bunu bilemem ama gözden kaçırdığımız bu küçük ayrıntı bizi dünyanın sahibi yapmaz bunu çok iyi biliyorum. Yağmur, güneş, rüzgar, bulutlar, toprak ve tüm yaşam imkanları sadece bizim için değil tüm canlılar için var. Bundan hiç şüphem yok.

 Biz kendimize ve dünyaya bu kötülüğü nasıl yaptık ? Geri dönülemez bir şekilde dünyanın topraklarını parselledik, biribirimizi öldürdük, doğayı kirlettik. Biz nasıl bu hale geldik ? Neden binlerce yıldır birimiz ötekinden sürekli nefret ediyor ? Sonu gelmeye bir nefret duygusuyla hem yavrularımızın hemde diğer canlıların yaşama haklarını ellerinden aldık. Savaşlar ile insan, hayvan, doğa demeden yaşamları katlettik. Neden ?

 Hangi hayvanın öteki hayvandan nefret ettiğini gördünüz ? Hangi hayvan hem cinsine kin beslemekte ? Ekolojik bir yaşam döngüsünün içerisinde dünya kendi etrafında dönerken, kendimize suni sistemler yarattık, şehirler yaptık. Kat kat binalar çıktık, toprağı asfaltla kapladık, gökyüzünü delen gökdelenlerde yaşadık. Doğada hiçbir anlamı olmayan para ile aynı toplum içerisinde kimisini daha rahat kimisini ise zulm altında yaşattık. Neden ?

 Durup düşünmek lazım. Kim kalkıp 7 milyar insanı ikna edebilir ki? Gerçekten geri dönüşü olmayan çaresiz bir döngüye girmiş bulunuyoruz. Çıkıp kalabalık bir meydanda; Durun insanlar ! Durun ! Bu sistem dünyayı yok edecek, hayvanların yaşam haklarını ellerinden alamazsınız ! Onları farbikalarda eziyetle çoğaltıp, doğada derisi için, dişi için katledip demirden yapılmış bir lüx otomobil almak için satamazsınız ! desek ancak deli diye televizyona çıkarız.

 Neden ? İnsanlık bilgisayarı keşfetti ve internet ağı içinde yaşamaya başladı fakat henüz bir sinek gibi atak, az tüketen, hafif, güçlü refleksleri olan ve kendisi sinekler üretebilen bir sinek bile yapacak beceriye sahip değil. Doğanın en küçük ayrıntısı ve bu denli taklite olanaksız iken kendimizi dünyanın sahibi olarak görmemiz bizi ancak kaçınılmaz sona biraz daha yaklaştırır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir