Emlak Balonunu Şişiren Canbaz Efendi’nin Yanakları

Şimdi size güzel bir hikaye anlatacağım. Evvel zaman içinde bir köy varmış ve bu köyde yüzlerce ev varmış. Köyün tanındık ve sinsi kurtlarından Cambaz Efendi orta yaşlarda emlak işine girmiş. Girmiş de o da ne ? Bu ne karlı bir iş, ne lezzetli bir pasta demeye başlamış. Oradan oraya koşturmuş evinizi ben satarım, ben kiraya veririm siz uğraşmayın diye diye para kazanmaya başlamış. Sonra bu Canbaz Efendi interneti keşfetmiş, demişki “Aman tanrım bu büyük bir icat.” Kalmış kendine hesap açmış artık ilanlarını oraya da vermeye başlamış.Canbaz efendi, reelde ve internette iyice koşturduktan sonra Yunan filozof dünyasına merak salmış. Atalarından kalan miras kitapları araştırmış. Araştırmış derken kitap isimlerine bakmış yani. “Alla alla bu politika ne oliy ?” demiş. Politika isimli kitaba bakmış. Şaşırmış etmiş, demiş ki ben de politika yapacam bana ne bana ne ben de yapacam. Canbaz efendi bir gece hanımıyla fingirderken aklında bir fikir cereyan etmiş. Şöyle bir politika bulmuş;

“Ben şimdi köydeki bütün satılık evleri internete ilan vereyim, daha sonra bazı ilanları kasten daha pahalı yazayım ki hem fiyatlar artar hem de  benim komisyon. Ayrıca ucuz bıraktığım ilanlar da hemen satılır.”

Köyün muhtarı bunu farketmiş çağırmış demişki, bak Canbaz efendi sen çok uyanık bir adamsın seni sevdim ama 10 liralık eve 16 lira yazma çünkü çok kazanrsın yada gel senlen şöyle yapak, bana da komisyon ver istersen 30’a sat. Canbaz efendi bunu duyunca bir gözleri açılmış bir mutlu olmuş bir keyf almış ki sormayın. Hemen düşler dünyasına düşmüş, bulutların arasında huriler, arabalar, paralar, saraylar. Tamam demiş, tamam muhtar efendi.

Gel zaman git zaman, köydeki fiyatlar gerçekle alakasız hale gelmiş. Yeni evlenenler ve evi olmayanlar mecbur almak zorunda kalıyormuş. 5-6 yıl boyunca canbaz ve saz ekibi köylüyü kahretmiş. Bir gün bir grup köylü de kalkmış bunun gösterişli ofisi basmış, almışların ortalarına bunun yanaklarına Osmanlı tokatlarını motif yapar gibi yerleştirmişler. O kadar tokatlamışlar ki yanakları bir daha düzelmeyecek hale gelmiş. O gün bugündür de hangi çocuk Canbaz Efendi’ye yanaklarını sorsa, “Çok balon üfledim evladım, çok balon..” der.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir