
Felsefe bilgisinin, başka bilgi türlerinin sentezi olması, ona kaynaklık eden bilgi türlerine indirgenebileceği anlamına gelmez. Bunu daha iyi anlayabilmek için felsefenin bilim, din ve sanatla olan ilişkisini incelemek gerekir
Felsefe – Bilim:Bilim, dış dünyayı yani nesneleri, olayları ve doğayı incelerken kullandığı yöntem ise gözlem ve deneydir, ve bu yöntemi çeşitli şekillerde kullanabilir. Felsefe ise sadece dış dünyayı değil, insan zihnini ve dünyayı bir bütün olarak inceler. Kullandığı yöntemler ise şunlardır; derinliğine düşünme, kurgusal düşünme, sezgisel düşünme ve inşacı düşünme. Bilimin sonuçları doğrulanabilirken felsefede böyle bir şey söz konusu değildir çünkü herkes farklı düşünceleri benimseyebilir. Felsefe ve bilimi ayıran bir diğer nokta ise, felsefenin, bilimin inceleyemediği konularla da uğraşmasıdır. Felsefe nesnesel olaylara ağırlık vermez ve bilimin gücünün yetmediği fikirleri ortaya koyabilir. Öyle ki, “Bugünün bilimi dünün felsefesidir; bugünün felsefesi yarının bilimidir.” Sözü hala geçerliliğini korumaktadır.
Ayrıca, felsefenin yükselmesi için, sadece bir bilimin değil, bilimlerin ortaya koyduğu birikime ihtiyacı vardır. Keza, bilimler de felsefenin sınırsız ufkuna muhtaçtır.
Felsefe – Din:
Felsefe ve dinde, kaynak ve yöntemler farklı olmakla birlikte konu, amaç ve yönelişler benzerlik gösterir.
Felsefe ve dinin amacı hakikatı tanımak ve tanıtmaktır. Din kesin bilgiler verirken felsefe onun kadar kesin değildir çünkü dinin kaynağı vahiy felsefeninki ise akıldır. Bu noktada zaman zaman felsefe ve din arasında çatışmalar olmuştur fakat temel ayrılık sorularda değil cevaplardadır.
Felsefe – Sanat:
Sanat iç dünyamızı zenginleştirirken bunu güzelden faydalanarak yapar bu yüzden sanat felsefesi aynı zamanda güzellik felsefesidir amaç güzeli bulmak ve heyecan uyandıracak şekilde ifade etmektir.
Bu ilişkilere baktığımızda, felsefe bilgisinin, kaynak bilgi türlerine indirgenemeyişinin sebebinin, ayrılıklar olduğu açıkca görülmektedir.
Felsefe ve sanatın da ortak ve ayrı noktaları vardır. Sanat da felsefe gibi insan eseridir, varlığı ve çeşitli görünüşlerini ele alır. Sanatçı varlığı ve görünüşlerini sezgisel olarak kavrar yüksek bir yetenekle özü yakalamaya çalışır. Sanatçının sezgi ile özü yakalayabilmesi ve bunu ruhen heyecan uyandırması çok kısa sürede gerçekleşir. Öyle ki, Mehmet Akîf, “Eski Yunan’da felsefe, mitoloji ve mahalli inançları eleştirerek ortaya çıkmıştır fakat bu felsefenin dine karşı olduğu anlamına gelmez. Felsefe için din, incelenecek konulardan biridir.İstiklâl Marşı’nı bir daha ben de yazamam.” Demiştir.Felsefe ile bilim arasında ortak noktalar olduğu gibi ayrılıklar da vardır. Ortak noktalar şöyledir, ikisi de insan ürünüdür, akıl ilkelerine ve zihne dayanır, yeni bilgi peşindedir ve şüphecidir ve ikisi de hazır bilgi ile yetinmez eleştirici bir tutumla doğruyu arar. Felsefe ve bilim prensip bakımından aynıyken konu, yöntem ve sonuç bakımından ayrılıklar görülür.

Ben felsefenin özellikle İslam dini ile zıt olduğu görüşündeydim bu konuda alakalı olarak gerekli paylaşım sunulmuş.Ayrıca arkadaşım güncel bir sayfan var sevdim burayı artık hergün incelerim paylaşımlarınızı inş.
Teşekkür ederim
sizin sitenin tasarımı da güzel bu arada, her zaman beklerim bloguma. Facebook veya twitter’dan da takip edebilirsiniz.
selamlar,
sitenizi inceledim ve inanın çok beğendim. sade ve göze hoş gelen bir yapısı var.
çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Çok teşekkür ederim.
Felsefeye günümüzde verilen değer boş işler müdürlüğüdür. Okunulası bir yazı olmuş.
Okumaya değer bir yazı olmuş.
“Din kesin bilgiler verirken felsefe onun kadar kesin değildir çünkü dinin kaynağı vahiy felsefeninki ise akıldır.”
Din kesin bilgiler vermez, kesin bilgiler verdiğini “iddia” eder. Felsefenin ise böyle bir derdi yoktur. Din ve felsefede, sonradan bilimle yanlışlanmış bir çok bilgi ve akıl yürütme olmuştur. Yazı çok hoş, ileride kaynak göstermek yoluyla alıntılamak istediğim bir çok iyi tespit içeriyor. Teşekkürler, zihninize sağlık.