|
|
 | Yine yalan söylüyorum, yalnızım, kendi kendime. Maziye dönük çehrem, yok bu yarama merhem. İntikam yanarken bir yanda, su damlıyor yarama bu canda. Ağlamaklı bir yaşam varken, tatlandı dünyam birden . Sebep ve sonuç getirdi tadı, sebep ölümdü, acıydı tadı. Sonuç bir başka yaşam, artık yok amirim, paşam. Önceleri şeytani bir kurgu, şimdi ise hüzünlü bir amaç. Pişmanlık öyle büyük ki, sanki yıllanmış bir ağaç. İpini koparmak isteyen evcildim, ip koptu, direk değil ben devrildim. Önce yutkundum, hayata didindim. Sonrasında, yaşayan ben değildim. Önce arandım, sorulmaya başlandım, sonra unutuldum, ölesiye taşlandım. Kime ne diyeyim, ne şahit var ne kadı. |
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun. | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
| |
|
 | Uzun zamandır takip ettiğim bloglardandır Opereysin (Operasyonun İngilizcesinin okunuşunun yazılışı). Sloganı, zaman öğütme makinesi. Önceleri Wp'nin standart temalarından biri kullanıyordu. Şimdi ise kendi düzenlemesi olan bir temaya geçti ve birkaç güzel yenilik yaptı. |
Yazar-Çizer takımını tebrik ederim çalışmaları için. İstatisliklerine baktığımda görüyorum ki, 10 kişilik bir takımla yaklaşık 700 yazı yazılmış. Yazıların hepsi birbirinden hoş ama üzülerek belirtmek istiyorum ki, son yazıların kalitesi birazcık düştü gibi. Artık hergün; Bugün de yepyeni ve ilginç birşey öğreneceğim! Diye, sık girmiyorum Opereysin'a. Herşeye rağmen şiddetle tavsiye ediyorum bu blogu. Seviyeli yazılarıyla, ebeveynlere çocuklarının güvenle sitede dolaşabilecekleri garantisini bile veriyor, bu da ayrı bir güzellik. Blogun hakkında bölümünde yazar takımının karikatüristik bir resmi yer alıyor ki bu resim yazarların huyları hakkında genel bir bilgi veriyor bize en azından ben öyle tahmin ediyorum. Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun. | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
| |
|
 | Ne hale geldik böyle? Herşey yalan dolan, kendimizi kandırıyoruz durmadan. Nereye baksam bir sahtekârlık nereye dönsem bir alçaklık. Eskiden de böyle miydi? Eskiden yurdumun her köşesindeki köylere Çin malı oyuncak giriyor muydu? Hani o kanserojen madde içerdiği için bazı ülkelerde yasaklanmasına rağmen kaçak satışı yapılan oyuncaklar. Nereye baksam bir sahtekârlık... Neden televizyon reklamlarında en kalitesiz ürünler en mükemmel ürünler olarak tanıtılıyor? Satın alan kişi bunu fark ettiği zaman üzülmüyor mu? Aslında tanıdığınız herkes gerçek dostunuzdur ama birazcık borç istemeye kalkışsanız kimse kalmaz... |
İnsanın gözü neden doymuyor? Çok kazandığımızda çok seviniyoruz ama az kaybettiğimizde yine çok üzülüyoruz. Az üzülmemiz gerekmez mi? Tanrı bize yirmidört altın vermiş bir tanesini edalar için geri istiyor ama vermiyoruz, işte bu kadar açgözlüyüz. Nereye dönsem bir alçaklık... Neden sığındığımız kişi bizi gördükçe menfii duygulara kapılıyor? Masko'yu gören bir yoldan otobüsle geçerken tabelaların muhteşemliğini görürsünüz ama otobüs ilerdikçe dekorların arkası görünür, eski kovboy fimlerinde kullanılan maket evler gibi... Neden hep evlerin sadece caddeye bakan taraflarını boyuyoruz? Başkalarının gördükleri bizim için daha mı önemli? Yorumlar (1) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
|
 | Yeni sezonda yayımlanmaya başlayacak olan dizilerin tanıtım videoları gün geçtikçe artarak televizyon kanallarında gösterilmeye başladı. Bunlar içinde dikkatimi en çok çeken iki dizi var; Biri "Fikrimin İnce Gülü" diğeri ise "Kuzey Rüzgarı". Her diziyi izlemem, bir diziyi takip etmem için dizi müziğinin kaliteli olması ve oyuncuların iyi olması gerekir. Bu dizilerde bunu gördüğüm için başlayacakları günü iple çekiyorum. Bu yazım Kuzey Rüzgarı üzerine. |
Yapımcıları tebrik ederim çünkü çok güzel bir konuya değinmişler. Günümüzde herkes artislik peşinde, evlenene kadar fazla göze batmayıp sonra herşeyi bırakıp efendi olanlara diyecek birşey yok, sözüm bundan sonra da kendini kabadayı sananlara. Belinde silah taşıyp gittiği her yerde çıkarıp yanına koyanlara. Kuzey Rüzgarı'ndaki şu cümle zaten olaya açıklık getiriyor; "Plastik Dünyanın Naylon Delikanlıları". Bu naylon delikanlılara trafikte, maçta, sokakta, markette kısacası her mekanda rastlamak mümkün. İllallah dedirtceke tiplerden çok var. Kurtlar Vadisi hayranı olup okulda ona buna sataşan dayak yedikten sonra köşesine çekilenler, mahallesinde bir kaç kişiye yalanlar söylerek çete lideri olmaya çalışanlar, ondan bundan bir ytl isteyenler vs. istemediğiniz kadar var. Yorumlar (12) | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
|
|