|
|
| Öylece yanınızdan geçip giderler bazen, bazen ise sizi gördüklerini fark edersiniz ardından kafalarını çevirip görmemiş gibi davranırlar, belki yıllarca aynı sırayı paylaştığınız bir dostunuz belki de eski kapı komşunuzdur. Göz temasından kaçınırlar, kızarırlar yanında biri varsa onunla başka tarafa bakarak konuşmaya başlarlar. Şapkaları varsa kafalarını eğerler. Araba ile geziyorlarsa önlerine bakarak yol alırlar, telefonla konuşuyorlarsa yüksek sesle konuşmaya başlarlar. Herkesin en az bir vefasızı var, kiminin oğlu, kiminin amcası, kiminin kuzeni. Doğalarında vardır vefasızlık, yanınızdan geçtikten sonra yavaşça dönüp bir kere bakıp hızlı adımlarla uzaklaşırlar. | Hayatın kurallarındandır vefasızlık, bugün paran var yarın yokun manası bu gün dostun var yarın yoktur. En meşhur şairlerin konusudur, en sağlam kalemlerin mürekkebidir genelde. Görülen her vefasızlık yırtar insanın kalbini, dikilse bile eskisi gibi olmaz. Nefret ettirirler kendilerinden. Bazıları ise daha gariptir, anlam verilemeyen hareketler yaparlar tam yanınıza geldiklerinde bir kaç basit cümle kurarlar halinizi sorarlar, lakin bir kere yüzünüzü ekşitmişlerdir bir daha selam vermeye çekinirsiniz öylelerine. Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun. | Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
| |
| |
| |
|
 | Bir kitapta Katip Çelebi'nin Tuhfet-ül-Ahfâr fil-Hikem ve’l-Emsâl ve’l-Eş’âr adlı yazısının bir kısmına rastladım ve faydalı olabileceğini düşündüğümden buraya ekledim: Denir ki insan küçük alemdir ve büyük âlemde yani kainatda ne varsa onda da vardır. Yerden göğe kadar ne varsa benzeri onun küçüğü insanda da vardır. Tek tek her insan bir büyük âlemdir. Güneşin ışığı, ayın nuru, gecenin karanlığı, havanın inceliği, suyun berraklığı, aslanın cesareti, eşeğin sabrı, domuzun hırsı, tilkinin kurnazlığı ve daha bunun gibi ne varsa.... | İnsan, ruh ve bedenden meydana gelmiş bir bütündür. Kendisine akıl ve dil verilmiştir. Dış yüzü duyularla süslenmiştir, içi de takva ile. Gıdalanıp büyümesi bakımından ona bitki denir; duyup hareket etmesi yönünden hayvan diye adlanır; eşyanın gerçeklerini bilmesi cihetinden de melek adını almıştır. Himmetini bu yönlerden hangisine sarf ederse ona katılır, yani bitki, hayvan veya melek olur. Bedende ruh vali gibidir. İnsanın melekeleri ve âzası da onun kuralları yerindedir.. Onlar bedene hükmederler. Beden şehirdir, kalp ise bu şehrin merkezidir. Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun. | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|