Ev Karantinasında Neler Yaşadım

Ev Karantinasında Neler Yaşadım
Nisan 24 21:33 2020

COVID-19 sebebiyle tüm dünya karantinada. Bu maddi manevi zor günlerde psikolojik olarak ayakta kalmak gerekiyor. Korona öncesi hayatımda olan rutin işler ortadan kalkınca kendimi, eşimle bir sabah gündüz kuşağı programı izlerken buldum. Bunu bu programları veya izleyenleri küçümsemek için yazmadım, hiç hayatımda olmayan alışkanlar olduğu için belirtiyorum sadece.

Koronavirüs ilk çıktığında ciddiye almamıştım ta ki Wuhan şehri karantinaya alınıncaya ve ölüm sayısının arttığını görünceye kadar. Ciddiye aldığımda da hayatımda bir şeyleri değiştirmemiştim ta ki Türkiye’de ilk vaka görülene kadar. Allah rahmet eylesin, ilk ölüm haberi duyurulduğunda yaklaşık 10 dakika dehşet içerisinde haberleri izlemeye devam ettim.

Türkiye’de ilk ölümün gerçekleşmesi eminim herkesi derinden etkilemiştir. Ertesi gün iş yerine gider gitmez, tokalaşmayı erteleyelim yazılı uyarılar hazırlayıp şirketin her tarafına gönderip asmalarını istedim, ofis çalışanları ise yazıcıdan çıkar çıkmaz hemen kapılarına bantladılar.

Uyarıları astıktan sonra dezenfektan, eldiven, maske ve erzak meselesi aklımı meşgul etmeye başladı. Kafamda iki katip tartışıyordu sanki. Biri hemen git stok yap diğer ise sakin ol ortada bir şey yok diyordu. Ben ne yaptım ? Şöyle düşündüm, kimsenin açlıktan ölmesine izin vermezler ama eldiven ve maske bulmak zor olabilir. Akabinde, yani ilk ölümün ertesi günü, ilk ölümün ertesi günü olmasına rağmen birkaç eczane gezerek bir miktar dezenfektan, maske ve eldiven aldım. İş yerine geri döndüm ve öğlenden sonraki haberlerde herkesin dezenfektana saldırdığını okudum. Oysa ben eczaneleri gezerken hiç yoğunluk veya abartılı bir kıtlık görmedim. Bunun nedeni iş yerimizin şehir dışı sayılabilecek bir konumda olmasıydı zira şehir içinde sabahtan her yerde kolonya ve dezenfektanlar tükenmiş.

Erzak konusunda hiç korkuya kapılmamıştım, tek yaptığım market alışverişini iki katına çıkarmak oldu böylelikle haftada bir yerine iki haftada bir markete gidecektim. Elimden geldiğince alışveriş sıklığını azaltmaya çalıştım çünkü virüs her yerde olabilirdi.

  Hayatı Anlamlı Kılan Nedir ?

Çok mu korktum ? HAYIR. Hastalığın kime ne şekilde tesir ettiğini bilmememe karşın, eşimin kalp hastası ve oğlumun çok küçük olduğunu sürekli kendime dert ettim. Bu da beni hep gergin bir adam yaptı. İlk günler yani hala iş yerine giderek çalışmaya devam ederken etrafımdaki insanlar benim abarttığımı düşünüyorlardı, oysa yalnızda bir hafta sonra benden daha pimpirikli oldular.

Okullar kapatıldı ve ben de çok geçmeden evden çalışmaya karar verdim, bilgisayarımı, gereken eşyalarımı iyice dezenfekte ettikten sonra evde çalışma düzenine geçtim. Başta kulağa çok hoş geliyordu ama bir süre enteresan oluyor.

Telefon ile görüşürken, oğlum kulağıma yaklaşık gelip, baba, baba, baba, baba, baba duymuyor musun? Diye seslenebiliyor. Yahut eşim kulaklık dinlerken, benim telefon ile görüşme yaptığımı fark etmeden çamaşırdan bulaşıktan bahsedebiliyor.

Bir haftaya yakın evden çalışmaya alışma süreci böyle geçti. Daha sonra okulların uzaktan eğitime başlayacağı duyuruldu. Oğlum da öğrenci ben de. Örgün olarak okuduğum mühendislik bölümü uzaktan eğitime başladı. Uyku düzenimin iyice bozulduğu bu dönemde online eğitim başlayınca bu sefer de kendimi sabah 9’da bilgisayar başında dersi beklerken buldum.

Uzaktan eğitime ben ve oğlum kısa sürede alıştık. Demem o ki, işi gücü evden halletme operasyonu tamamlandı. Düzen oturdu diyelim. Bu sefer başka meseleler ortaya çıkmaya başladı. Ne meselesi mi ? Ev işleri. Koronadan önce eşim sadece akşam yemeği için sofra hazırlardı, şimdi ise 2, pardon 3, yok yok sayı verirsem ayıp olur zira oğlumuza ayrı kahvaltı bize ayrı. Acıktığımız zaman öğlen yemeği, acıktığımız zaman akşam yemeği, canımız isteyince sinema abur cuburu, yani gün aşırı her yer çatal kaşık ve bulaşık. Ne yaptım ? Yapmam gerekeni. Centilmen bir erkek gibi o mutfağa gittim ve bulaşık makinesini sık sık çalıştırdım.

  İçimiz Dışımız İnşaat Reklamı Oldu

Ev düzeninin dışında paylaşmak istediğim bir kaç mesele daha var, bunları paragraf paragraf ayırarak anlatacağım fakat her şeyden önce benim kolay sinirlenmeyen sakin ve sabırlı biri olduğumu bilmenizi isterim.

Asansöre kim binecek ?

Bir gün evden elzem bir şey satın almak için dışarı çıktım. Elimde elviden, yüzümde maske, üzerimde eve döner dönmez makinaya atacağım kıyafetler. Asansörü çağırıp beklemeye başladım. O sırada komşulardan birinin kapısı açıldı, bir bey çıktı sağ çaprazımda bekliyor. Asansör kapısı açıldı, bir adım attım, komşu da adım attı, ben geri çekilirken o asansöre girmiş oldu. Aceleniz var herhalde siz geçin geçin ben tek binerim dedim, derken o da düğmeye basmış bulundu. Karşımda kapanan bir asansör kapısı ve pişmanlık-utanç karışımı yüz ifadesine sahip bir komşu vardı. Ben ise kaşlarım çatık, kapının kapanmasını bekledim. Bu neydi şimdi ? Ben senin için mi çağırdım komşu ? Ne maske ne eldiven takarım, sen asansörü çağır ben binerim. Allah akıl fikir versin.

Son olarak markette sık yaşanan bir sorundan bahsedeceğim. Kasada parayı ödeyip poşetleme yaptığımız o sonsuz zaman var ya. O kara delikten bahsediyorum. Bir keresinde tam poşetleri alıp gidecekken, yaşlı bir ablamız 2,5 bilemedin 3 cm yakınıma girip kasadan geçecek ürünlerini almaya çalıştı. Bu ne acele bu ne umursamazlık, neden abla neden? Bu olayın bir de 35 yaşlarında bir kardeşimizle olanı var, önceki abla kadar olmasa da çok yakına gelince kasiyere seslendim; Neden insanlar mesafeyi korumuyor, neden ciddiye almıyorsunuz ? Kasiyer hanım biz uyarıyoruz ama uymuyorlar dedi. Tıpkı asansöre binmek için hayatını riske atan komşuma baktığım gibi, sessizce ve sinirli bir şekilde 35’lik kardeşimize döndüm. Yaklaşık 6-7 sene pardon saniye uzun uzun bakıştık ve sessizce vedalaştık.

  İşte O An Fatal Error Verdim

Kah güldüm kah sinirlendim, ilginç bir dönem oldu. Sanırım bir kaç hafta sonra hayat normalleşmeye başlar. Tabi ki eldiven takmaya bir kaç ay daha devam edeceğim. Tokalaşmak hak getire… Herkese sağlıklı günler diliyorum. Lütfen herkes koronavirüsü ciddiye alsın. Dikkatli olun. Evde 1 gün bile kalarak yüzlerce insanın hayatını kurtarabilirsiniz. Allah zor durumda olanların yardımcı olsun.

Bloguma abone olmayı unutmayın. Twitter’dan takip edebilir isterseniz aşağıdan yorum yapabilirsiniz.

Yorum Yap

0 Yorum

İlk yorumu sen yap!

Sorularınızı veya eklemek istediklerinizi yazın.

Yorum Ekle

Hemen bir yorum yap! E-mail adresi yazmak zorunlu değildir.
Ziyaretçiler 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur.